Vega..
DENİZ ÖZBEY (25 Kasım 1969-İstanbul)
American Oil Company School-Tripoli/LİBYA
Connaught Primary School-Brighton/İngiltere
Summerhill High Scholl-Brighton/İngiltere
Ataköy Lisesi-İstanbul
Mimar Sinan Üniversitesi-Mimarlık Fakültesi/Mimarlık Bölümü(1987-93)
Klasik Bale eğitimi(1975-1985):özel okul-libya
özel okul-ingiltere
devlet diplomalı özel okul-istanbul
Bale
eğitimim nedeniyle müziğe hep özel bir ilgim oldu.Ortaokuldan beri söz
yazıp,orgumda bestelemek en büyük eğlencemdi.Mimarlık eğitimim
sırasında kısa bir dönem bir kız punk grubuna amatörce solistlik yapmış
ancak derslerimin ağırlığı sebebiyle bırakmıştım.1997 senesinde
Tuğrul'un çalışmalarına katılmaya başladım.Dinlediğimiz türler
ortak,müzik üretmek adına eğilimlerimiz aynı yönde ve biribirini
tamamlayacak nitelikteydi.96,97 yılları arasında tamamen eğlenmek
amaçlı çalışmalarla birikimlerimizi biraraya getirirken;ortaya çıkan
müziğin tarzı,o yıllarda 'NR1 MÜZİK' şirketini kurmak üzere olan
arkadaşımız Murat AKAD ve ortağı Ömer KARACAN ın dikkatini çekti ve
onların teşviki ile ilk profesyönel çalışmamız olan “(Tamam)Sustum!”u
gerçekleştirdik.
Deniz’in “(Tamam)Sustum!” hakkında düşünceleri:
İlk
biraraya geldiğimizde ben grubun ana vokali değildim.Oluşturduktan
sonra dinlemekten keyif alacağımız denemeler yaparak başladık.Tuğrul
altyapı çalışıyor ve binlerce ses deniyor iken,ben mırıldanıyor,eski
alışkanlığımla synthde melodiler arıyor,önceden yazılanları okuyor,kah
ekliyor, kah çıkartıyor,kah yeni birşeyler karalıyordum..Beni
dinliyorlar mıydı,bir grup var mıydı,yok muydu,varsa ben grupta
mıydım?Bunları hiç hesaplanmadan yanlarında bulunuyor,çokta
eğleniyordum ve sonuçta keyif duyarak söyleyebilirmki; “şimdi grup
kuruldu,sen varsın,öbürü gitsin,herkez kendi partisyonunu çalışsın,
sonra toparlayalım” tarzında asla olmadık.Bir vesile olur,bir iki nota
ve bir satır sözle bir yerden girer,heyecana kapılır,tozu dumana
katar,gülme krizlerine girer,kavga eder,ter içinde öbür ucundan
çıkardık bir parçanın ve o parça tamamen müzikal rolleri birbirine
karışmış üç kişinin ortak çalışması olurdu.
Bugüne kadar da bu
üretim biçimimiz doğal olarak korundu.Bu yüzden de parçalarımızın
altında söz: “şu”,beste:“bu” değil sadece “Vega” yazar.
Ama yolun
bir yerinde yine Murat Akad’ın teşvikiyle ben ana vokali üstlenir
oldum.Çok heves duyduğum halde bu bana ekstra bir kimlik ve sorumluluk
vereceği için açıkçası korktum.Parçaları yapmak,yaparken mırıldanmak
eğlenceli,ancak sonlanmış hallerine 'ses' vermek tamamen tecrübesiz
oluşumu da göze alırsak ürkütücüydü.Murat; “(Tamam)Sustum!”a ilk
yaptığım deneme kaydını tesadüfen(!) dinlemiş,ilginç bulmuş,muhakkak
gerisini de getirirsin diyordu.Tuğrul 'unda desteği ile ilk ciddi vokal
tecrübemi direk stüdyoda almış oldum. “(Tamam)Sustum!” albümü bana
kendi ses rengimi,söyleyiş biçimimi tanıtırken,kendimi vokal olarak ne
yönde geliştirmem gerektiğini gösteren ve bana daha iyisini yapabilmem
için olumlu ve bilinçli bir hırs kazandıran büyük bir tecrübe
oldu.“Tatlı Sert” e daha fazla sorumluluk duyarak ancak ne yapacağımı
daha net görebildiğim için daha az endişelenerek başladığımı
söyleyebilirim.
“Tatlı Sert” hakkında düşünceleri:
“(Tamam)Sustum!”
un yayınlanmasının ardından ilk sahneye çıkışımızla birlikte çok çabuk
hissettikki: şarkılar; karşımızda bizi seyredip dinleyen insanlara
gönderdiğimiz açık birer mektuptu.Kendimize saklalamak istermiş gibi
davranıp aslında paylaşmayı istediğimiz his,söz ve melodileri dinleyici
o anda telaffuz eder hale geliyor, tepkileri,elektrikleri üzerimizde
geziyordu ediyordu.
Biz “Tatlısert” in çalışmaları boyunca bu hissin
pozitif anlamda tetikleyici etkisinden kurtulamadık sanıyorum.Her parça
hazırlanırken sanki seyircide hep bizimle birlikteydi,izleniyor
gibiydik.Dolayısıyla “(Tamam)Sustum!”un aksine dışarıya daha açık,
hazırlıklı ve “dinleyecek olanla çoktan tanışıldı” havasında bir album
oldu.
“Tatlı Sert” benim için keyif alarak vereceğim bir konserin albümüdür.
Albümler ile ilgili...
İlk
albüm kullanılan altyapı teknikleri ve akor yapısı itibarıyla şimdiye
kadar yapılan pop müzik oluşumlarının dışında tamamen özgün bir bakış
ve sound anlayışına sahip..
Bestelerde kullanılan elektronik bazlı
sesler ve enstrumanlar genel olarak ilk albümde daha karamsar ve
melankolik bir tarzın oluşmasında rol oynadı.. akustik enstrumanlara
pek fazla yer verilmedi.. gitar partisyonları sıcaklık vermekten daha
çok, melankolik ruhu vermesi için bir efekt mantığıyla oluşturuldu..
vokal melodileri ise ironik olarak oldukça pop bir yapıya sahip, bazı
parçalar hariç-“Tren” gibi.. Bu birleşim en neşeli parçalarda bile
hüzünlü bir hava veriyor.. Tamamına bakıldığında kendi içinde bir
bütünlüğü olan, ama aralarında tamamen birbirine zıt duyguları
yansıtabilen bestelerin de yer aldığı bir albüm oldu.. Bestelerin
oluşturulmasında gösterilen özen, kayıt ve mix aşamasında
gösterilemedi.. Bunda zamanın kısıtlı olması ve tecrübesizliklerin de
etkisi vardı..
İlk albümde bana en yakın parçalar “Vakit Varken”, “Birgün Mutlaka”, “Blöf” “Tamam Sustum” ve “Tren”..
İkinci
albümde kayıt ve mix aşamalarında çok daha fazla özen gösterildi..
bestelerde ise daha sıcak ve daha pozitif bir yaklaşım söz konusu..
akustik gitarlara daha çok yer verilmesi, denge olarak akustik
elemanların elektronik seslerin önünde yer alması, ve vokal
melodilerinin de bunlara uyumlu olarak oluşturulması ile duygulara
yakınlık sağlandı.. Kullanılan sert gitarlarla da ifadenin güçlenmesi
sağlandı..düzenlemeler ilk albüme göre daha cesur, daha kişilikli,
içten, ve bir tavır ifade eden şarkılardan oluşuyor.. Kendi kabuğundan
çıkmış, hissettiklerini ve varlığını gösteren bir anlayışa sahip..
Albümdeki hüzünlü bestelerde bile pozitif bir yaklaşım var, örneğin “Bu
Sabahların bir Anlamı Olmalı”.. Çoğu parça ise enerjik, sert ama
melodik ve biraz da alaycı bir tavıra sahip; “Desem de İnanma” ve
“Evet, Ne Var?” gibi..
Bu albümde bana en yakın parçalar “Normal mi sence”, “Desem de İnanma”, “Isınamazsın Ağlarken”, ve “Evet, Ne Var?”
TUĞRUL AKYÜZ 5 Mayıs 1969-İstanbul
Saint Joseph Fransız Erkek Lisesi (1980-1988)
İTÜ Elektronik ve Haberleşme Mühendisliği (1988-1992)
Boğaziçi Üniversitesi Elektronik Mühendisliği masterı-3D Modelling, Image Processing (1992-1995)
Müziğe
ilgim 10,11 yaşlarında babamın Rossini,Tchaykovski ve Bethoven
plaklarında dinlediklerime ‘orkestra şefliği’ ‘ yapma özentisi ile
başladı.
Müzik yapma isteği beni önce dinlediklerimi analiz
etmeye, hissettiklerimi kendi ortamımda biraraya getirerek yeniden
kendimce oluşturmaya yöneltti.Kolay algılayabildiğim,sevdiğim veya bana
çok itici,tuhaf,zor veya şaşırtıcı gelen bir çok müzik türüne,
yapılarını incelemeye olan merak nedeniyle önyargısız ve açık olabildim.
Benim için:
Rossini,Ttchaykowski ve Bethowen,Bach (başlangıç)
Yes, King Crimson (aksi istikamet)
Pat Metheny (duygu)
Depech Mode (ses fetişistliği)
The Cure (sıcaklık-dürüstlük-gitar) ve
Daft Punk (zeka ve cesaret) birer göz açılma noktalarıdır.
Aslında
herhangi bir enstrüman tek başına benim için müziğin bütününden hiçbir
zaman daha önemli hale gelmediyse de gitara olan ilgim
özeldir.Üniversite yıllarında bilgisayarda müzik programları kullanmaya
başladım.Birkaç değişik grupta gitarist olarak yer alıp,konserlere
katılsam da bilgisayar ortamı bana işin bütününe tek başıma hakim
olabilme vizyonunu verince kendi parçalarımı yapmaya başladım.1997
senesinde bizim kadar The Cure ve Depechemode saplantılı olabildiğini
gördüğümüz ilk kız olan Deniz’in de katılımyla grup elektriği
tamamlandı.Murat Akad(nr1) “size bir albüm yapalım”dedi.Ömer
Karacan(nr1) da adımızı Vega koydu...
“Tamam (Sustum!)” hakkında Tuğrul :
İlk
albüm;o güne kadar dinlediğimiz,sevdiğimiz herşeyin bizim üzerimizde
yarattığı etkinin yansımasıdır.Ne elektronik,ne rock,ne poptur,ne de
başka bir sınıfa girme çabası vardır.Üç kişinin hayatlarının 45
dakikalık ortak bir dışavurumudur.Çalışmalarımızı stüdyoda “olması
gereken”e yakın hale getirme çabası parçaları ilk bestelendikleri
hallerinden biraz uzaklaştırmış olsa da bu tabir ettiğim “ortak
dışavurum”u yakalayabilme şansı herkeze,her gruba ilk albümlerinde
rastlamayabilir.
“Tatlı Sert” hakkında:
Tatlı
Sert bana kendimize ve çevremize karşı almak istediğimiz duruşu
bilinçli olarak arayıp bulduğumuzu ifade ediyor..Bunun yanında bana;ne
kadar titiz ve detaycı olduğumuzu ve bu özelliğimizi müzik yaratırken
“duygu”yu kaybetmeden dengelemenin ne kadar zor olduğunu uzun yoldan
gösterdi sayılır.Bizimler diye söylemiyorum ama özellikle ‘Zat-ı ali’,
‘Isınamazsın Ağlarken’ ve ‘Desem de inanma’ adlı parçalarımız bana
yıllanarak tadı oturmuş birer şişe şarap gibi geliyor.
Deniz Özbey Akyüz Vokal, Yazar
Tuğrul Akyüz Gitar ve Düzenlemeler..
tahtaBoSa - Çar, 01/16/2008 - 12:30



Deniz Özbey'in o temiz ve bazen buğulu sesini bir arada kullanışını , kendisince uygun gördüğü yerlerde ki artık kendisiyle özleşmiş tınısıyla birleştirdiğinde bir insanı hem eğlendirebilen hem hayranlıkla baktırabilen bir sese sahibiyetini ve bu grubun neredeyse sadece Deniz Özbey'in sesine kurulu olduğunu kendimce yorumluyorum. Şarkı sözleri ise bana her ne olursa olsun mutluluk veriyor. Ayrılık da olsa melankoli de olsa sözler hep pozitif bir duruş yansıtıyor insana. Bayan vokaller arasında sesiyle sıyrılabilen bir kişi ve etkili bir türk rock grubu Vega.
Veganın son albümü zaten kesinlikle harika..
Ama nedense türk rock müziğinin kaderimidir pek tv ve radyolarda yer verilmiyor..
Türkiyede rock müzik yapıyorsan ve magazinsel bir özelliğin yoksa bende farkın yok demektir :)
Gel görelim ki veganın sözü ediliyorsa ayrı bir tarzdır. bazen düşünüyorum bu ses bu kadındanmı çıkıyor die hayret..
yapı ve ses olarak tartısılmaz turkrock grubu...
Hafif Müzik'ten daha çok beklenen bir albüm var mıdır Türk Rock tarihinde merak ederim..Aşkın,yalnızlığın,acının vs. en güzelini anlatıyorlar..ve bir şey daha..Bu şarkıları Deniz'den başkası söyleseydi eminim bu kadar duygu yüklü olmaz,bizi kendilerine bu kadar bağımlı yapamazlardı..
hayatı'm.
ruhu'm
vücudu'm
hayatla olan bütün bağım.
Vega Türk Rock Aleminin en başarılı gruplarından biri kendimce. ''Bu sabahların Bir Anlamı Olmalı'' , Serzenişte, favorim parçaları. Birde Manga ile yaptıkları çalışma olan "İZ Bırakanlar" çalışmasıda hem duygu yüklü hemde tükenmişliğin ve acının etkilerini yansıtıyor.....
Vega'nın tüm albümlerini beğeniyle dinledim. 2005 ve 2006'da Serzenişte parçaları tüm radyolarda çok çalınan parçalar arasındaydı. Emre Aydın'ın Afili yalnızlık albümlerinde Deniz ÖZBEY'in de katkısı çok büyüktür. Ama şu sıralar pek sesleri çıkmıyor veya çıkıyor da bizler duyamıyoruz.......
Yaşama sebebim! Onlardan daha "kendine has" olan var mı bilmiyorum. Bambaşkalık abidesi müzikleri, o müziğin dışında kalmak mümkün değil.
Hep bizimle birlikte olurlar umarım saha senelerce
müziğiyle kendini kanıtlamış bir grup ... son albüm bencede süper olmuş ...
ne diyelim dinlemeyen utansın :)